Acun Ilıcalı Neden Başarılı?

Merhaba ben Erkut Ergenç bugün sizlerle herkesin dilinde olan bir kişiyi konuşmak istiyorum; Acun Ilıcalı.

Başlığı seçerken küçük bir anket yaptım. Acun Ilıcalı Başarılı mı? ya da Acun Ilıcalı Neden Başarılı? sorularından birini başlık yapmak istiyordum. Kendim başlık olarak birinci seçenek olan Acun Ilıcalı Başarılı mı? başlığını düşünsem de, Liderlik Okulu çalışanlarımızın çoğu ikinci seçeneği uygun buldular. Ekip arkadaşlarımızdan Yahya Özer; (Kariyer Günleri Koordinatörümüz) hocam böyle bir yazıya konu olması bile bir başarı değil midir? dediğinde başlığı kendi muhalefetime de rağmen küçük anketimizin sonuçlarına göre koydum;

Acun Ilıcalı Neden Başarılı?

acun-ılıcalı-neden-basriliKişisel gelişim sektörü genelde başarılı insanların neleri farklı yaptıklarına odaklanarak ortaya çıkardığı çalışmalarla dolu olduğu için böyle bir kişi ve konuyla sektörü meşgul etmem eleştirisini  okumadan yapmayınız. Sevmeyenleriniz varsa yine de Acun Ilıcalı’nın belki de gerçekten örnek alınacak yanları mevcut olabileceğini düşünerek (ki mevcut) yazımızı okuyabilirsiniz.

İlk soru; başarı kriteri nedir?

Sosyal medyada, kişisel sohbetlerimiz de olsun ve bir çok eğitimimde konu dönüp dolaşıp bir yerden Acun’a geldiğinde yüksek seste bir muhalefetle birlikte düşük tonda bir takdirle (“adam yapıyoo abii” gibi) karşılaşıyorsunuz. Bazen objektif olmak zordur kabul ediyorum. Lakin objektif olarak bakma çabası adına önce kendi başarı kriterlerimizi gözden geçirelim. Yani kendimiz için ortaya koyduğumuz başarı kriterlerimize göre Acun’u değerlendirelim.

Yani bizim için başarı; Para?, Şöhret?, Makam?, Yetenek?, Felsefe?, Değerler?, Etik? gibi…

Şimdi bunlar gibi tüm kriterleri ele aldığımızda ve alt alta sıraladığımızda Acun başarılı mı? Cevaplarımıza göre daha rasyonel değerlendirelim. Benim fikrimi merak ediyorsanız, bunun bir önemi yok. Ame benim değerlendirmelerimi altta okuyabilirsiniz.

Bana bu girişi yaptıran şey aslında bir kaygı; okuyucularımızın; “Ya bırak bu işleri Acun’da kimmiş?” tarzı sığ eleştirileri. Burda Acun’u kişisel olarak övme adına değil, olumsuz ya da olumlu örnekler ve çıkarımlar üzerine bir düşünme gerçekleştiriyoruz. Acun değil Ahmet olsun Mehmet olsun. Bir bakalım bu adamlar neler yapıyor.

Bu tarz yazılar biliyorum ki; en güzel ilgili kişi öldüğünde prim yapar. Steve Jobs biliyorsunuz ki hem sırma saçlı, hem de badem gözlüdür. Bugün sinirli, uyumsuz, kavgacı ve bencil Steve Jobs arkasından bir yönetim dahisi olarak anılmaktadır. Çünkü kel ve kör ölmüştür.

Bununla birlikte Acun hayattadır. Allah kendisine uzun ömür versin.

O zaman biz de bir bakalım Acun’un gerçekten saçı kel, gözleri kör mü? Yoksa gerçekten ortada bir başarı var mı?

Samimiyet ve Güvenilirlik

Liderlik Okulu eğitimlerimde liderliğin en önemli özelliği olarak güvenilirlik kavramını anlatırım. Güvenilirlik sadece liderlikte değil, başarılı bir kişide de ilk sorguladığım kavramdır. Acun için de aynı sorgulamayı yaptığımda ilk öne çıkan özellik aslında güvenilirlik değildir. Acun güvenilir olabilir ama güvenilirliğin etrafını sarmış daha etkili bir hava atmosferi olduğunu söyleyebilirim. Peki nedir bu?

Acun’un en önde görünen özelliği samimiyetidir. Samimiyet kavramı duygularla ve an ile ilgilidir ayrıca karşılıklıdır. Bununla birlikte samimiyet televizyon vasıtasıyla karşı tarafa aktarılması en zor unsurlardan birisidir. Bir çok usta oyuncu bile filmlerinde bunu karşı tarafa geçrimekte zorlanmaktadır.

Acun Samimiyeti Nasıl Yansıtıyor?

Öncelikle; Acun’un bu konuda dikkat ederek yapabileceği herşeyi yaptığını söylemeliyim. Tabi; samimiyet aslında bir bütündür. Özellikler birlikte olmadığı sürece bir işe yaramaz. Etkili olmaz aksine yapay da kalabilir. Lakin biz bu yazımızda incelemenin kolay olması ve inceleme konusu açısından samimiyet faktörlerini ayrı ayrı incelemeye çalışacağız.

Kılık – Kıyafet

acun-tshirtBu faktörlerden ilki Kılık-Kıyafettir. Acun’un giydiği T-shirtler hep gündeme gelmiştir. Bir adamın üzerinde sürekli, yazı ve şekil olan bu t-shirtleri giymesi sokakta ve her yerde bir capri ya da şort ile dolaşması onu rahat yansıtırken, karşısındakine de bir rahatlık veriyor. Kim olursanız olun, ister milletvekili ister bakan, evde o t-shirt ve şort giyilir. Bir çok milletvekili ve belediye başkanı ile çalıştım, evlerine gitme imkanı buldum, akşam evinde özel bir davet yoksa takım elbiseyle gezen birini görmedim. Büyük rahatlık, ayrıca ben de takım elbise işini sevmiyorum. Hatta gülümseyerek hatırlıyorum; Üniversite yıllarında yer aldığımız organizasyonlarda yaşımız büyük dursun diye giyerdik. Büyüdüğüm için giymiyorum sanırım.

İnsanlar bilinçaltında Acun’u evden biri gibi algılıyor. Samimi ve tanıdık geliyor. Sadece Acun değil ekibi de kendisi gibi. Ekibe bakın hiç takım elbise giyen var mı? Herkes istediği gibi giyiniyor. Rahat. Sakal bırakanı da var dövme yaptıranı da. En büyük örnek Esat Yontuç sanırım. Acun’un yakın dostu ve programlarda koordinatörlük ve yönetmenlik de yapıyor. Padişah sakalları yakışmıyor da değil tabi.

Konuşma Şekli ve Tarzı

Bununla birlikte samimiyeti belirleyen bir diğer unsur ise konuşma şekli ve tarzıdır. Acun diksiyonu ve ses tonlamasına hiç dikkat etmeyen, bununla birlikte konuştuğu yabancı dillerde de yetersiz konuşmasını hiç bir şekilde kompleks yapmayan bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Aslında bu rahatlığın bize yansıması yine erken dönemlerimize yansıyor. Çünkü hepimizin yabancı dilleri konuşma konusundaki kompleksli tutumumuzu sergilememesi Acun Ilıcalı’yı beyinlerde rahat bir Algı oluşturmasını sağlıyor. Yani insanlar bana gülerler mi kasıntısı olmayan birinden bahsediyorum. Ayrıca TV önünde on binlerce kişinin önünde arkadaşıyla konuşur gibi konuşması ve jest ve mimikleriyle birçok izleyene samimi geliyor.

Hayatın Farkında Olması

Acun’un aslında şahsen beğendiğim en önemli özelliği hayatın farkında olmasıdır. Acun için çıkarımlarımdan en önemlisinin bu olduğunu da düşünüyorum. Hayatın farkında olması da nedir diyenler olabilir. Eğitimlerime katılanlar hatırlayacaktır “1000 hafta” söylemim vardır. Özetle; insan hayatı kısadır. Ünlülerin çoğu ve hatta bizler bile (bir çoğumuz) kendi hayatımızı yaşamıyoruz. Bize biçilen ve yönlendirilen bir hayatı yaşıyoruz. Tahminim Acun’u sevmeyenlerin önemli bir bölümü kendi hayatlarını yaşama konusunda sıkıntılı insanlardan oluşuyordur. Çünkü kimseye zorla program izletmeyen birinden bahsediyoruz. Hatta şimdi kendi kanalında izlememek çok daha kolay. Fakat Acun programları sadece kendi için yapıyor. Evet kendi için eğlenmek ve para kazanmak için. Bizim izleyip izlemememizin çok da umrunda olmadığını düşünüyorum. Felsefe şu ben yaparım eğlenenler buraya…

Arkadaş İlişkilerini Kamuoyuna Yansıtması

acun-arkadaslariLiderlik açısından en önemli değerlendirmelerimden biri de bu başlık. Acun yanına aldığı ve liderlik ettiği kişilerle geçirdiği vakti kamuoyuna en iyi yansıtan ünlülerden biri. Yaptığı halısaha maçları, video konsol oyun turnuvaları ve verdiği eğlence uygulamalarını iyi yansıttığını düşünüyorum. Aslında herkesle kanka görüntüsü veren Acun Ilıcalı’nın çok da göründüğü gibi demokratik bir lider olduğunu düşünmüyorum. Aksine otoriter bir yapısının olduğuna inanıyorum. Bu dediğime bir varsayım eklemek gerekirse seçkinci bir demokrasi Acun Medya’da hakim de olabilir. Yani Acun konuları sadece belli başlı kişilerle istişare ediyor olabilir. (Bu konuda orada çalışan biri yazıya yorum yazsa da aydınlansak:)

Ekibine Sahip Çıkması (Ekibi Tutması)

Aslında Acun’a yapılacak en güzel eleştiri alanı burası bence. Eleştirenlerin yerinde olsam buradan girerim konuya. Acun etrafında oluşturduğu bir çember içerisine ünlüleri ve ekibi dahil ediyor ve yaptığı her projede aynı ekiple farklı bir şey yapıyormuş izlenimi veriyor. Bence bu devir bitmeli. Ekibi tutması güzel bu başka konu ama sanki maaş veriyorum bari şurada da kullanayım felsefesi gibi duruyor ve o kadar güzel yansımıyor izleyiciye. Aşiret gibi davranıyor Acun. Aynı ünlü bir yarışmada oyuncu, bir yarışmada sunucu diğer programda konuk bir yarışmada jüri üyesi. Etinden sütünden felsefesini doğru bulmayanlardanım. Diğer ünlülere de şans ve fırsat verilmesi gerektiğini düşünüyorum. (Piyasadaki roninleri toplayıp bir ekip kurma olayını hoş bulmuyorum) Bununla birlikte, ekibine bu durum güven veriyor mudur? Kesinlikle. Düşünsenize bir ünlü Acun Medya ekibine katıldığında artık program, şu bu eksiği kalmıyor. Zamanı bu Acun Planet Gezegeninde yeteri kadar doluyor. Siyaseten doğru, lakin uzun vadeli seyirci açısından sorun oluşturacağını düşünüyorum.

***

Tüm bu başlıklar tabi ki ekonomik bir güç ile taçlanınca bir samimiyet ve güven ortamı oluşturabiliyor. Peki yeterli mi? Tabi ki değil şimdide girişimci yönüyle incelemeye devam edelim.

Girişimci Olarak Acun Ilıcalı

acun-tv8Acun Ilıcalı tarihi diye bir şey anlatacağımı düşünenler yanılıyor. “Eskiden muhabirdi şimdiki haline bak”gibi söylemlerin girişimcilikle ilgisi yok. Ben Acun Ilıcalı için Girişimcilik hayatının TV8’i satın almasından sonra başladığını düşünüyorum. Diyeceksiniz ki daha önce de şu progamı yaptı, Acun Medya vardı, şu ve ya bu… Evet bunlar vardı ve hala var. Ama bir çok medya kuruluşu var bu ülkede. Hepsi program yapıyor. Hatta dostlarım var yapımcı bir çok kanalda program yapıyorlar. Ama size şunu söyleyeyim program yapmak tek başına girişimci olmak anlamına gelmiyor. Çoğu taşeron çalışıyor, çalıştırıyor.

Hatta Acun açısından da baktığımda yabancı formatları alıp Türkiye’de yayımlamanın çok da önemli katma değeri olduğunu düşünmüyorum. Aslında sadece Acun da değil bu progamları yurtdışından diğer şirketler de alıyor ama birinde başarı var diğerinde yok bunun sebebi nedir? İşte girişimcilik sorusu buradan ortaya çıkıyor.

İşinin Başında Durmak! Esnaf Olmak.

Bence Acun Türkiye’nin en büyük esnaflarından. Kendi bedenini kullanarak iş yapıyor. Bir berber ve terziden farkı yok. Dikkat ederseniz, hiç bir işi olmasa bile (O ses gibi.) en çok beğenilen programlarının tamamında programın sunuculuğunu kendisi yapıyor. Takımda teknik direktör değil, her zaman yaşlı takım kaptanı modunda çalışıyor.

Yani her daim sahada! Bunun tersi de zaten bu durumu ispatlıyor. Kendi sahibi olduğu diğer formatlarda başında Acun olmadığında programlar izlenmiyor. Dünyanın bir ucunda bilmem kaç derece sıcaklıkta 2 saatlik yarışma çekmek için 9-10 saat güneşin altında program yapıyor. Zor iş inanın. O kadar paranız olsa emin olun şimdi kanala bile uğramazdınız. Çalışkan bir adamdan bahsediyoruz. Esnaf olmak zordur. Gerçek esnaf çalışkandır. İşini hayata, hayatını işine çeviren adamdır. Acuna bakıyorum; çoluk çocuk adaya gitmiş program yapmaya çalışıyor. Başarılı olmamak zor.

İşe Yatırım Yapması

3-adam-acunBaşarılı bir girişimci, işine her zaman yatırım yapan kişidir. Kimse bu kadar izlenen programları olmasına rağmen gidip kanal almaz. Kanal almak risktir. Hatta bir çok yerde, kanalı aldığında büyük bir risk aldığını söylemiştim. Bence risk devam ediyor. Kanalın tutundurması tamamlanmış değil. Hala başarılı çok fazla program yok. Üç Adam programı dışında elle tutulur üçüncü el bir çalışma yok. Lakin Acun da farkında ki Survivor finalinde 3 Adam’a teşekkür etti. Ardından ekledi, bu programa hiç bir katkınız yok ama teşekkür ederiz. (Niye diğerlerine teşekkür edilmedi. Çünkü başarıyı ödüllendirdi. Başarıyı ödüllendiren bir yapının varlığının da ipuçları)

Elinden geldiğince yatırım yapıyor işlere. Diziler çektiriyor, programlar yaptırıyor ama her biri birkaç bölüm sonra ekrana veda ediyor. Ama bu negatif bir durum değil. Tutacaktır birşeyler zamanla. Bunun için başarılı, tutmasa da yatırım yapmaya devam ediyor. Deniyor tekrar tekrar. Edison gibi.

Global Çalışması ve Heyecan Katması

acun-adrianaDerslerimizde hep anlatıyoruz; globalleşme, küresel dünya şu bu. Herhalde Acun’un en şanslı olduğu iş Acun Firarda programı ile tüm dünyayı gezmesidir. (Bence kendi kanalında bu eski bölümleri tekrar koysa tekrar izlenir.) Sanırım bu dönemde Dünya ile psikolojik uzaklıkları kırmış ve dünya insanı olmanın keyfine varmıştır.

Ben bir çok programı yapma fikrinin de o dönemde Acun’un aklına geldiğini düşünüyorum. Bir çok projeyi yurtdışında kaldığı otellerde izlediği kanallarda görmüş olabilir. Ama o program için oralara gitmese o programları yapmasa bu noktaları göremeyecekti. Boşuna demiyorum, siz yürümeye başlayın gerisi gelecektir diye. Kervan birazda yolda düzülecektir.

Global çalışan biri olmak ise çok önemli bir fırsat, bir bakıyorsunuz Adriana Lima programda, başka bir programda ise 50 Cent. Acun bu gibi aktivitelerle programları hep renklendirip heyecan katarak halkın önüne sunuyor. Herkes yemek yapar ama bazı ustalar baharatları öyle oranda katarlar ki tadından yenmez. İşte olay bu. Düşünsenize sadece kutu açılan ve hiç bir zeka barındırmayan bir programı yıllarca halk olarak izlememizin sebebi nedir?

Planlı ve Programlı Hareket Etmesi

acun-o-sesBence başarının ardında yatan bir diğer husus da kesinlikle programların çok iyi bir zaman optimizasyonuna tabi olmasıdır. Her açıdan herkese zaman faydası sağlaması her açıdan fabrikanın sağlam çalışmasını sağlamaktadır. Örneğin; Survivor’ın bir zamanı var 3-4 ay civarı insanlar ona odaklanıyorlar. Tam sıkmaya başlıyor, program bitiyor. Ardından diğeri; yetenek yarışması, o bitiyor ardından ses yarışması. Hiç biri sıkmıyor. Çünkü her biri arasından yaklaşık 8 ay süre var. İnsanlar ister istemez sıkılamıyorlar. Yoksa 10’dan fazla sezon aynı yarışmayı kim niye izler ki? Planlama üretim ve pazarlama da çok önemlidir. Bence Acun Medya bu mevzuuyu bu açıdan da çözmüş durumdadır.

Başarılı Olmayı İsteyin

Bence kim olduğunun bir önemi yok herkes için tek bir başarı kriteri var başarılı olmayı istemek. Ben Acun’u istekli görüyorum. Arada kesinlikle motivasyonu düşüyordur. Onun da dertleri vardır ama iş konusunda isteğinden bir şey kaybettiğini düşünmüyorum. Mesela para kazanma meselesi değil. Kanal sahibi olmadan da Onun kadar kazanan ünlüler var ama binlerce kişiye ekmek kapısı olamıyorlar. Her yıl binlerce kişi Acun sayesinde evine ekmek götürüyor. Daha sert eleştirilemez mi? Eleştirilir sorun yok. Lakin bunlarla uğraşmayalım, bence aramızdaki başarılı ve daha iyi örneklere odaklanalım. Başarılı diğer arkadaşlarımızı Acun’dan daha başarılı olması adına teşvik edelim. Birbirimizle çatışma yerine rekabet kültürünü inşaa edelim.

İyiyi ödüllendirelim kötürüyü eleştirelim ama yeri geldiğinde mutlaka değiştirelim de…

En azından içim rahat çünkü kumanda siz de.

4 Temmuz 2015

Yazar: Erkut Ergenç

Erkut Ergenç’in Ücretsiz Online Liderlik Eğitimine Katılın!

erkut-ergenc